• Creatiful Consulting

Gen-Z ile Röportaj | Melih Erdurmuş - Girişimci



-Merhaba Melih bize kısaca kendini tanıtır mısın?


Ben Melih Erdurmuş, Gebze Teknik Üniversitesi Elektronik Mühendisliği son sınıf öğrencisiyim. Aynı zamanda girişimciyim, Walkino adındaki start-up’ın kurucu ortağıyım. Küçüklüğümden beri mühendislik alanında yapılan projeleri sevmişimdir. Küçükken de çevremdeki problemleri tespit edip, çok büyük çaplı olmasa da ben ve çevremdekilerin işine yarayacak çözümler üreten işler yaptım. Üniversite ile de ilk kurumsal şirket yolunda adımımı atmış oldum. Kendimi sosyal girişimci olarak tanımlıyorum, çünkü ilk önceliğim sosyal bir fayda yaratmak ve sonrasında bunu bir iş modeline dönüştürmek. Halihazırda Walkino’da yaptığımız da tam olarak bu.


-Walkino nedir, neyi amaçlıyorsunuz?

-Walkino ile insanların hayatında bir yürüyüş alışkanlığı oluşturmaya çalışıyoruz. Uygulamamız oyunlaştırma ve ödüllendirme sistemi üzerine çalışıyor. Attığımız adımların sayısı artıyor yürüdüğümüz yollar uzuyor ve bu hareketi sosyalleşme ile birleştiriyoruz. Yeni insanlarla tanışarak ilgi alanlarımıza göre insanlarla birlikte yürüyüşler yapıyoruz, hedefleri tamamlıyoruz ve ödüller kazanıyoruz. Bu fikri de kendimizden yola çıkarak bulduk düzenli olarak yürüyüşler yapmak istiyorduk fakat planlarımız hep suya düşüyordu. İki üç gün devam ettikten sonra araya başka şeyler giriyordu ve bırakıyorduk. Sonra yürüyüş yapmayı başardığımız günleri incelemeye başladık ve bugünlerde asıl amacımızın yürüyüş yapmak değil de yürüyüşün sonrasında bir kahve içmek, yemek yemek, alışveriş yapmak ya da sohbet etmek olduğunu gördük. Yani o günlerde yürüyüş yaptığımızı fark bile etmiyorduk, o günlerin amacı sohbet etmek ya da çeşitli aktiviteler yapmaktı. Bunu görünce de yürüyüşü tek başına değil de oyunlaştırmalar ve ödüllerle keyifli ve düzenli bir hale getirebileceğimizi keşfettik. Ardından bizim bulduğumuz bu çözümü farklı gruplardan yüzlerce insanda denedik. Geri bildirimlerimizi aldık ve işi hayata geçirmeye başladık. Şu anda da uygulamamız MVP haliyle Google Play Store’da ve AppStore’da indirilebilir durumda.


-Walkino’nun kurucu ortağı olduğunu söylemiştin, peki Walkino’da çalışırken nasıl hissediyorsun?


—Walkino’yla birlikte bir etki yaratabiliyor olmak, çok güzel his. İş bizim olduğu için birisi gelip bizim yerimize karşılaştığımız sorunları çözmüyor, bize bir çözüm yolu göstermiyor. Düşe kalka öğreniyoruz, bu sayede de kendimizi geliştirdiğimizi hissediyoruz. Bu yüzden çalıştığımız yerde çok keyifli hissediyoruz. Aynı zamanda çalıştığımız ekip arkadaşlarımız bizim yaşımızda olduğu için kültürel bir bağımız da oluyor, aynı şeylere gülüp, aynı şeylere kızabiliyoruz. Bu sayede de iş dışında da birlikte takılabiliyoruz. Bunun çok önemli olduğunu düşünüyoruz çünkü Walkino’da yapmaya çalıştığımız şey çalışanların iş dışındaki hayatlarında da birbirleriyle ve şirketle olan bağlılıklarını artırmak. Birlikte vakit geçirmek için oyunlar oynuyoruz, yeni yerler keşfediyoruz. Gen-Z’nin içinde bulunan bir şeyleri değiştirme isteğini arttırmayı amaçlıyoruz ve çalışanlarımızın işi, sabah gidilip akşam dönülen bir yer olarak değil de hayatlarında var olan ve kendini gerçekleştirme duygularını tatmin ettikleri yer olarak algılamalarını istiyoruz.


-Günlük hayatta arkadaş olan insanlar birlikte daha mı iyi çalışıyor sence?

-Burada dikkat edilmesi gereken 2 şey olduğunu düşünüyorum. Birincisi iş saatleri içerisinde hiçbir şekilde duygusal bağlarımızı karıştırmamaya çalışıyoruz. “Kapı kapandıktan sonra, iş konuşurken burada konuşulan şeylerin hiçbiri kişisel değil. Öne sürülen bütün yorumlar ve fikirler işi hep bir adım ileriye taşımak amaçlı”. Bunu bildiğimiz için kendi içiimizde problem yaşamıyoruz. Örnek vermem gerekirse, biri ortaya bir fikir sunduğunda, çok eleştirmeyelim de kalbi kırılmasın demiyoruz aksine aramızda olan bağdan dolayı fikirlerimizi daha güçlü bir şekilde savunuyoruz ve işi geliştirebiliyoruz. Aynı zamanda bizim aramızda müdür çalışan tarzında bir ayrım olmadığı için hepimiz çekinmeden kendi fikrilerimizi ortaya koyabiliyoruz.


-Walkino’nun geleceğiyle alakalı ne düşünüyorsun peki?


—Şu anki planımız oturmuş kullanıcı kitlemize yaklaşık 70.000 civarında bir kullanıcı kitlemiz var, günlük olarak da yaklaşık 10-15 binbir kullanıcı sayısına sahibiz. Kullanıcılarımıza aynı hizmeti vermeye devam edip, çatı bir marka haline gelip daha farklı hizmetleri de kullanıcılarımıza sağlamak ve ekibimizi büyütüp kullanıcılar arası etkileşimi de artırmak istiyoruz. Buna ek olarak yazılım sektörüne de katkıda bulunmak istiyoruz. Asıl amacımız bu toprakların bir şeylerin kazanması ve dünyada bir yerimizin değeri olması. 5 yıl sonrasına gittiğimizi düşünürsek de globale açılıp marka bilinirliğimizi daha da artırmak istiyoruz.


-Walkino’nun kuruluş sürecinden bahseder misin, karşılaştığınız zorluklar nasıl üstesinden geldiğiniz ve benzeri konular?


—Öncelikle, zorluk hiçbir zaman bitmiyor. Bu yolda iki ihtimal var, ya pes edip batırırsın ya da pes etmeyip başarırsın. Ekibin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Örneğin ben şu anki ekip arkadaşlarıma güvenmiyor olsam ve onların yaptıkları işe tamamen odaklanmadıklarını bilsem bugün Walkino olmazdı. Bu yüzden ekibe güvenin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Ekipteki herkesin yeni atılan fikirlere direkt onay vermemesi gerekli, öncelikle bir beyin fırtınası yapıp konuyu farklı perspektiflerden ele aldıktan sonra ulaşılabilen en doğru cevapla hayata geçirebilmek ve bunu sürekli olarak devam ettirmek bu işin en zor kısmı. Spesifik olarak en zor olan ise. Başlamak çok zordur her zaman, çünkü paran yok, tanıdıkların yok, fikrinin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğinin kaygısını sürekli taşıyorsun. Takım ruhuna sahip olmak da çok önemli, tıpkı bir saat gibi her parça en iyi şekilde çalışıp bir diğerinin de işini yaptığından emin olması lazım. Yeri geldiğinde benim motivasyonum düşmüşse takım arkadaşımın bana destek çıkacağını bilmek gerçekten işleri daha da iyi hale getiriyor.


-Gen-Z üyesi kurumsal çalışmaya mı daha uygun yoksa freelance, girişimcilik gibi sistemlerde çalışmaya mı daha uygun?


-Bir Gen-Z olarak kendimden örnek vermek gerekirse. Kurumsal bir şirkete girerek orada benden önce de çalışan birinin yükselmesiyle açılan bir pozisyonda çalışmak istemem. Çünkü yapılamayacak bir şey değil o, halihazırda zaten birileri gelip o boşluğu dolduracak ve sistem çalışmaya devam edecek. Benim için kendi hayallerimin peşinden gitmek, kendi karşılaştığım sorunlarla yine kendi kendime yüzleşmek çok daha değerli ve önemli. Bu yüzden kurumsalda çalışmaya uygun olduğumu düşünmüyorum çünkü o sabitlik beni yoruyor. Karşılaşılan problemlere yaratıcı çözümler üretmek beni daha mutlu hissettiriyor. Freelance olarak da çalışmıştım zamanında, bence o da çok güzeldi. Belli bir deadline’ın var, yapacağın iş belli, kendine koyduğun hedef belli. Freelance çalışırken işini iyi yaptıktan sonra kimsenin gelip sana bir şey söyleyememesi, esnek çalışma sürelerine sahip olmak çok avantajlıydı benim için. Sosyal medyayı ve dijitall alanları iyi kullanmanız gerekiyor. Örneğin, tasarımcıysanız yaptığın işleri sosyal medyada portföy oluşturacak şekilde paylaşmak sizi bir adım ileriye götürüyor.


-Kendi girişimini başlatmak isteyen Gen-Z’lere üç tane tavsiye verir misin?


-Öncelikle, çözüm yoluna değil de probleme odaklanmaları gerekiyor. Eğer doğru bir problem bulduysanız, bu problemi yaşayanlarla iletişim kurun zaten onlar nasıl bir çözüm yolu uygulanması gerektiği bilgisini ve yol haritasını size az çok verecektir. İkincisi, yaptığınız işin her alanına hâkim olmanız lazım. Hayalimde bir şeyleri canlandırmak için ufak da olsa her alandan bir bilgin olması lazım. Bu yüzden kurumsalda 5-10 yıl çalışan insanlar girişimciliğe girdiğinde daha başarılı oluyor. Halihazırda sektöre hâkim, problemi biliyor, network'ü geniş ve ürününü nasıl geliştirebileceğini biliyor. En önemlisi de ürününü satacağı kitleyi zaten belirlemiş oluyorlar. Üçüncü olarak da olmazsa olmazımız ekip. Yeri geldiğinde birlikte çalıştığın insanlar ailenden daha fazla gördüğün birlikte vakit geçirdiğin insanlar oluyor. İlk günden daha nasıl bir yol izleneceği, gelecekte nasıl adımlar atılması gerektiği ve karşılaşılan zorluklarda kimin nasıl bir yol izleyeceği daha yola çıkmadan önce tartışılmış, belirlenmiş olmalı.

53 görüntüleme