• Creatiful Consulting

Gelecek Tahmini | Tüm Hayatımızı Metaverse’e Taşıyabilir miyiz?

‘Metaverse’le nasıl etkileşime geçerim?’ diye düşünülünce şu an aklımıza sadece ekranlarla olan etkileşimimiz geliyor. Bu açıdan bakınca etkileşimimiz şu an popüler olan herhangi bir fps(first person shooter) oyunundan çok farklı değil. Fakat Metaverse’ten beklentimiz gerçekten bu mu? Bizce insanlığın Metaverse denilince akıllara gelmesini beklediği şey bu değil. Peki, hayatımızı Metaverse’e taşıyabilir miyiz? Cevabı aşağıdaki satırlarda.



“İkinci Hayatımız” Metaverse


İçinde yasayabildiğimiz sanal evrenlerin ilk örneklerinden biri Second Life isimli video oyunuydu. Second Life’ta oyun içerisinde sorumluluklarımız olan, ilişkiler kurduğumuz, hatta belli bir yaşımızın bile olduğu normal bir hayata sahiptik, arkadaşlarımızla beraber farklı bir hayatı yaşayabiliyorduk. Şu sıralardaysa içinde yaşanabilen sanal evrenler içerisinde Decentraland gündemde. Decentraland’de benzer bir sanal evren burada dünyadaki asset’lerin dijital versiyonlarını alıp/satabiliyoruz artık. Ve bu sahiplik de dünyanın dört bir tarafındaki bilgisayarlar tarafından doğrulanıyor. Bunların yanı sıra AR VR’la birlikte de sanal evrenlerle temasımız azımsanmayacak derecede arttı, bu teknolojilerle beraber yeni gerçekliğimize biraz daha yaklaşıyoruz.


Peki bunun ötesinde ne var? Elon Musk sayesinde Neuralink ile Matrix’e mi bağlanacağız? Yoksa bütün dünya arttırılmış gerçeklikle mi bütünleşecek. Bize arada birkaç parça eksikmiş gibi geldi, gelin birlikte Gen-Z gözüyle bakalım.


Gen-Z Chat’leşmek Yerine Buluşmayı Tercih Ediyor


Biz Gen-Z’lerin odağı her ne kadar 8 saniye civarında olsa da bizler de insanız ve an içinde ne hissettiklerimize çok önem veriyoruz.

Hatta Gen-Z’yi tanımaya başladığınızda en ilginizi çekecek şeylerden birisi muhtemelen Gen-Z’nin arkadaşları ile chat’leşmektense dışarıda buluşmayı tercih etmesi olacaktır.

Belki “Hani bu Gen-Z telefonundan kafasını kaldırmıyordu !” diyebilirsiniz. Biz de bu noktada Gen-Z’nin telefon içerisinde de olsa deneyime ne kadar önem verdiğini hatırlatmak istiyoruz. Ne demek istediğimizi ilerleyen satırlarda daha iyi anlayacaksınız.


Chat’leşmek Sosyalleşmenin Yerini Tutamıyor


Her ne kadar chat’laşmek hızlı bir iletişim aracı olsa da tüm sosyal aktivitelerini gerçekleştirmek için fazla yüzeysel kalıyor. Sonuç olarak da chat’leşmek Gen-Z’nin aradığı deneyimi tam anlamıyla sunamıyor.


Chat’leşirken her ne kadar mesajlara ifade bırakabilsek de vücudumuzun duruşunu, mimiklerimizi, ellerimizin hareket edip etmediğini göremiyor, gösteremiyoruz. Bu da chat’leşmeyi beynimizin anladığı anlamda sosyalleşmeden çok uzak bir eylem haline getiriyor. Bu da tüm sosyalleşmenin chat’leşme üzerinden yürümesinin önündeki en büyük engellerden birisi.


Metaverse Bu Boşluğu Doldurabilir mi?


Aynı sorun şu an tüm hayatımızın Metaverse’te geçmesinin de önünde duruyor. Metaverse’te şu an için dokunamıyoruz, hissedemiyoruz dolayısıyla tam anlamıyla sosyalleşemiyoruz. Gen-Z’ler olarak her ne kadar teknolojinin, iPad’in, iPhone’un içine doğsak da hala sosyal ilişkilere olan ihtiyacımız devam ediyor. Yani yakınlık ve temas arıyoruz. Mesajlaşmak, iletişim kurmayı çok kolay bir hale getirdi. Bu yüzden Gen-Z’ler mesajlaşmayı gerçekten seviyor. Fakat yakınlık ihtiyaçlarından dolayı yüz yüze sosyalleşmeye de ihtiyaçları var.


Hayatımızı Tamamen Metaverse’te Yaşamak


Metaverse ile ilgili anlatılanlar güzel ama henüz arsa alıp satmaktan ileri gidemedik.


Gen-Z tüm sosyalleşmesini chat’leşme üzerinden yürütmektense yüz yüze buluşma ve chat’leşme arasında bir denge buluyor. Böyle bir durumda günlük hayatımızın tümünü veya bir kısmını nasıl Metaverse’e taşıyabiliriz?

Aktarmak istediğimiz şey yanlış anlaşılsın istemeyiz: Metaverse evreninde deneyimle ilgili aşmamız gereken konu görüntü kalitesi veya şirketlerin gerekli yazılımları üretmesi değil. Bizce Metaverse’te konforlu hissetmemiz için Metaverse’ün bize tüm duyu organlarımızla aktarılması gerekli. Çünkü bizim projeksiyonumuza göre görüntü kalitesi ne kadar iyi olursa olsun dünyadaki gerçekliğimizin dışındaki her gerçekliğe karşı bir yabancılık bir soğukluk besleyeceğiz. Ve bu bahsettiğimiz yabancılık bizim Metaverse’te tam anlamıyla konforlu hissedemememize sebep olacak. Dolayısıyla konfor eksikliği orada sosyalleşmemizin, eğlenmemizin ve kendimizi oraya ait hissetmemizin önünde bir engel olacak.


Bundan Sonra ne Olacak?


Bizce şu an odaklanılması gereken nokta dokunma/tatma/sıcaklık gibi bizi anın içinde yaşatan hissiyatların aktarılmasını sağlayan teknolojiler olmalı. Çünkü bunlar günlük rutinlerimizi, sosyal hayatımızı, çalışma hayatımızı Metaverse’ün içine çekecek olan teknolojiler. Hayatımızın her alanının metaverse’e geçmesi durumunda tüm ekonomik faaliyetlerin de normal olarak Metaverse’e kayacağını söyleyebiliriz. Herkes Metaverse’te hayatına devam ediyorsa kim dışarıda limon satmak ister sonuçta. Bu durum da gerçekleşirse gerçekten Matrix’in eşiğinde olacağımızı söyleyebiliriz.


Tüm hayatımızın dijital dünyaya geçmesine odaklanıp bunun gerçekleşmesi için gereken teknolojileri hayata geçirenler geleceğe, Gen-Z’ye ve Metaverse’e yön verenler olacak.


Haftaya yapacağımız Gelecek Tahmini'nde görüşmek üzere👋

39 görüntüleme